21/12/2008 - ERMENİ SOYKIRIM YALANI
Bildiğiniz gibi son günler de kendilerini "Aydın" ilan bir takım kişiler tarafından "TÜRK MİLLETİNE" hakaret olarak adlandırılan bir karalama kampanyası olan "Özür Diliyoruz"kampanyasını başlattılar.
Buna tepki olarak "TÜRK MİLLETİNİ" "Batı Emperyalizmi" karşısında aciz duruma düşmesini önlemek amacıyla "TÜRK MİLLİYETÇİ GENÇLERİMİZ TARAFINDAN" " Özür Dilemiyoruz" Kampanyası başlatılmıştır.
Siz "Değerli,Onurlu,Şanlı,Yüce,Soylu" "TÜRKİYE CUMHURİYETİ" Vatandaşlarının bu Kampanyaya katılmanızı öneriyoruz.
ÖZÜR DİLEMİYORUZ KAMPANYASINA İMZA ATMAK VE YORUM DA BULUNUP TEPKİNİZİ GÖSTERMEK İÇİN ;
http://www.ozurdilemiyoruz.biz/
SİTESİNE TIKLAMANIZI İSTİYORUZ.
Kendilerini "Aydın" ilan eden kedini bilmez,onursuz,vatan haini kişilerin başlatmış olduğu "Özür Dileme" Kampanyası "TÜRK MİLLİYETÇİ GENÇLERİMİZ TARAFINDAN" Web siteleri olan ;
www.ozurdiliyoruz.biz HACKLENMİŞTİR.
DUYURULUR...

|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/7/2008 - ERMENİ SOYKIRIM YALANINDA GÜNCEL DURUM
ERMENİ SOYKIRIM YALANINDA GÜNCEL DURUM
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, 23 Eylül 1991'de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan Cumhuriyeti, Türkiye'ye yönelik "sözde soykırım" iddialarını bir devlet politikası haline getirmiştir. Ermeniler, zulme ve haksızlığa uğramış bir toplum imajı yaratarak, başta ABD ve Fransa olmak üzere belli başlı devletleri ve uluslar arası kuruluşları, Ermeni davası lehine çekmeye çalışmaktadırlar.
Soykırım iddialarının kabulü ve tesciline bağlı olarak, Türkiye'den yüklü bir tazminat almak ve son aşamada ise Türkiye sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ettikleri sözde Ermeni topraklarının, “Batı Ermenistan”ın iadesini sağlayarak Büyük Ermenistan'ı kurmak yönünde bir siyaset izlemektedirler. Nitekim Ermenistan Parlamentosu’nca 23 Ağustos 1990'da kabul edilen bildiride; "Ermenistan Cumhuriyeti, Osmanlı Türkiyesi ve Batı Ermenistan'da gerçekleştirilen 1915 soykırımının uluslar arası kabul görmesi çabasını destekler" maddesine yer verilmiştir. Sözde soykırımın tanınmasını hedefleyen girişimler, birçok ülkede yoğunlaşmış, bu ülkelerde ardı ardına soykırım anıtları dikilmiş, hatta bazı ülkelerin okullarında “sözde soykırım” ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Türk-Ermeni ilişkileri Ter-Petrosyan yönetiminde nispeten ılımlı bir havada geçmiştir. Ancak Nisan 1998'de Taşnaksutyun örgütünün gizli lideri Koçaryan'ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte aşırı milliyetçi hareketler serbest bırakılmış ve Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerinde sertlik yanlısı bir politika izlemeye başlamıştır. Koçaryan, yapmış olduğu resmi bir açıklamada; "soykırımı hiçbir zaman unutmayacaklarını, dünyaya bu trajediyi hatırlatmak durumunda olduklarını, soykırımın cezasız kaldığını, uluslar arası tanıma ve kınamanın layık olduğu şekilde gerçekleşmediğini" ifade etmiş, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 53. oturumunda da bilinen iddialarını tekrarlayarak, Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan tarafından abluka altına alındığı savunmuştur. Koçaryan gibilere en güzel cevabı şüphesiz, Türkiye'de yaşayan Ermeni cemaati vermektedir. 7 Ekim 2000 tarihinde yayınlanan Ceviz Kabuğu adlı TV programında konuşan Kandilli Ermeni Kilisesi Başkanı Dikran Kevorkan soykırım iddiaları ve yer değiştirme uygulaması hakkında unları söylemektedir: "Soykırım ve tehcir (bir yerden alıp başka bir yere götürmek) farklı anlamlara gelir. Emperyalistlerin oyunları, Ermeni idarecilerin apolitik düş öncüleri (medya, kiliseler, din adamları) bütün bu olaylara sebep olmuştur. Patrik ruhani bir liderdir, siyasi konularda patrikten görüş alma gibi bir yanlış yapılıyor. Emperyalist güçler ASALA ve PKK'nın arkasında olmasaydı onlar ne yapabilirlerdi? Yer değiştirme meselesinde Almanya'nın İstanbul'a baskısı vardı. Burada Almanya'nın, yerleşik düzeni sarsmak ve Bağdat demiryolu mevzusunda ekonomik menfaatlerini sağlama almak amacı vardı(1)." Kevorkan'ın "asimilasyon" iddiaları hakkındaki görüşleri ise şöyledir: "Bugün dünya üzerindeki Ermenilerin en rahatlıkla, en güçlü şekilde kendi kimliklerini muhafaza ettikleri ülke Türkiye'dir. Yurtdışındaki, Diasporadaki Ermeni, ismini değiştirerek mücadeleye giriyor. Çünkü oralarda, bir kültür ağırlığıyla, o insanların kültürünü eritmek var. Bugün Türkiye'nin aleyhine konuşulan Diasporadaki Ermeniler çok iyi biliyorlar ki, Amerika'nın belli kiliselerinde kurban ayinleri Pazar günleri İngilizce yapılıyor, Ermeniler ana lisanlarını kaybediyorlar. Bunu söylediğin zaman kötü kişi oluyorsun. Biz onun için Türkiye'deki Ermeni vatandaşlar olarak üzüntümüzü dile getiriyoruz. Ne için? Atatürk'ün emanet ettiği Kuvay-i Milliye ruhuna bir haksızlık yapılmaktadır. Bütün bunlar dışarıdakilerin oyunudur. PKK, ASALA, bu kararname, bütün bunlar dışarıdakilerin oyunu. Biz Türkiye'deki vatandaşlar olarak bir haksızlık yapıldığını düşünüyoruz. Ermeniler eğer akıllıysa maşa olarak kullanılmasınlar(2)." Türkiye Ermeni Patriği II. Mesrob ise, 22 Mayıs 1999'da İstanbul Hilton Oteli'nde düzenlenen bir resepsiyonda yaptığı konuşmada, sözde Ermeni iddialarının pek çoğunu çürüten şu mesajları vermiştir: "İstanbul Ermeni Patrikliği'nin kuruluşu tarihte eşine rastlayamayacağımız bir olaydır. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sekiz yıl sonra, 1461'de Batı Anadolu'daki Ermeni Piskoposluğunu çıkardığı bir fermanla İstanbul Patrikliği'ne dönüştürmesi Fatih'in ve Osmanlı Sultanlarının gelecek vizyonu ve diğer dinlere gösterdiği hoşgörünün çok açık bir örneğidir. Tarihte bir dine mensup bir hükümdarın başka bir dinin üyeleri için ruhani riyaset makamı tesis etmesi, ne Fatih'ten önce, ne de sonra görüldü. Yeni bir binyıla girerken dünyada yaşanan gerginlikleri, özellikle yakın çevremizdeki savaş ortamını göz önünde bulunduracak olursak, 538 yıl önce gerçekleşen bu olayın değerini, dinler ve kültürler arası hoşgörünün önemini, sanıyorum daha iyi kavrayabiliriz. İmparatorluk sınırları içindeki Ermeni toplumunun hayatını onun örf ve adetlerine göre düzenleyen Fatih Sultan Mehmet'i, onun doğrultusunda ülkeye hizmet eden devlet adamlarını ve 1461'deki ilk İstanbul Ermeni Patriği Bursalı Hovagim'den başlayarak bu makama sadakatle hizmet eden 83 patriğimizi sevgiyle ve minnetle anıyoruz. Biz Türkiye Ermenileri, ülkemizde yaşayan en kalabalık Hıristiyan cemaati olarak 75. yılını coşkuyla kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin aydınlık geleceğine tüm kalbimizle inanıyor ve yarınlara ümitle bakıyoruz(3)." Taşnaksutyun örgütünün gizli lideri Koçaryan, Ermeni Devleti’nin başkanı olduktan sonra “4 T Planı”nın uygulanmasına hız verilmiştir. Nihai hedef, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne yöneliktir ve onu parçalamayı öngörmektedir. Bu strateji, geçmişteki üç-beş Ermeni örgütünün hedefi olmaktan çıkmış, bugünkü Ermenistan’ın da ülküsü halini almıştır. Eğer bugünkü Ermenistan’ın en önemli üç belgesine bakarsak bu durumu açıkça görürüz. Bunlar “Bağımsızlık Bildirgesi”, “Bağımsızlık Kararı” ve 1995 yılında kabul edilen “Ermeni Anayasası”dır. Ermenistan Sovyet sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti’nin 23 Ağustos 1990 tarihli “Bağımsızlık Bildirisi”nin 12. Maddesinde “Ermenistan Cumhuriyeti, 1915 Osmanlı Türkiyesi ve Batı Ermenistan’da gerçekleştirilen soykırımın uluslar arası alanda kabulünün sağlanması yönündeki çabaları destekleyecektir” denilmektedir. Ermenistan Parlamentosu, 23 Eylül 1991 tarihinde aldığı bağımsızlık kararında aynı konuyla ilgili olarak “Ermenistan Bağımsızlık Bildirisi’ne sadık kalacağını” beyan ve taahhüt etmiş, 1995 yılında kabul edilen Ermeni Anayasası’nda ise “Ermenistan’ın bağımsızlık bildirisindeki ulusal hedeflere bağlı kalacağı” bir anayasa hükmü haline getirilmiştir. Dolayısıyla olmayan bir soykırımın kabul ettirilmesi ve Batı Ermenistan olarak nitelendirilen Türkiye’nin doğusundan toprak talebi, gizli bir emel olmaktan çıkmış, belki de bir başka ülke anayasasında rastlanılmayacak şekilde, resmen dünyaya açıklanmıştır. Anayasadan ayrı olarak haritalarla bu durumun propagandasını yapmaktadırlar. Ermenistan’ın bu yayılmacı politikası karşısında, NATO ve AGİT’in anlaşma metinlerine bakmak gerekecektir. Her iki kuruluş ve bu kuruluşların temel mantığını oluşturan belgeler, üye devletlerin toprak bütünlüğünü teminat altına almaktadır. Bilindiği gibi NATO bir askeri pakttır. Ancak, AGİT’e temel teşkil eden Paris Şartı’na bakacak olursak; “... Birleşmiş Milletler Yasası ile yüklendiğimiz mükellefiyetler ve Helsinki Nihai Senedi’nin getirdiği taahhütlere uygun olarak, herhangi bir ülkenin toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı kuvvet kullanmaktan veya kuvvet kullanma tehdidinde bulunmaktan ya da bu belgelerin ilke ve amaçlarıyla bağdaşmayan bir tarzda eylemde bulunmaktan sakınacağımız taahhüdünü tekrarlarız. Birleşmiş Milletler Yasası ile yüklenilen mükellefiyetlere uymamanın, uluslar arası hukukun ihlali olduğunu hatırlatırız...” hükmünü görürüz. Bu madde de olduğu gibi, her iki organizasyonun mantığı açık iken, diğer tarafta “Türkiye’den toprak talep eden” ya da Türkiye toprağını “Batı Ermenistan” olarak yorumlayıp Anayasası’na koyan bir ülkeye yönelik NATO ve AGİT üyelerinin tavrı tartışılmalıdır. Uluslar arası işbirliği tarafların karşılıklı hak ve menfaatlerine saygıya dayalıdır. Bir tarafta her iki uluslar arası kuruluşun üyesi olan Türkiye, diğer tarafta Türkiye’nin toprakları üzerinde hak iddia eden ve yayılmacı politika güden Ermenistan...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/3/2007 - ABD Senatosu Dink tasarısını kabul etti
| ABD Senatosu Dink tasarısını kabul etti | ABD Dış İlşkiler Senatosu Hrant Dink'in öldürülmesini kınayan ve 301'inci maddenin kaldırılmasını isteyen karar tasarısını kabul etti. |
Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Hrant Dink'in öldürülmesini kınayan ve Türkiye'den TCK’nın 301'inci maddesini kaldırmasını isteyen karar tasarısını görüşerek kabul etti.
Tasarıda, Türkiye'nin Ermenistan ile diplomatik, siyasi ve 'ticari ilişki kurması da isteniyor. Tasarının, komitede 'üç hafta önce' oylanması öngörülüyordu. Ancak bazı Cumhuriyetçi senatörler, tasarının özüne değil yazılış şekline bir takım itirazlar getirmiş, oylama ertelenmişti. Ertelenen tasarı metninde Hrant Dink hakkında "Ermeni soykırımından söz ettiği için yargılandı" ifadesi yer alıyordu. Bugün kabul edilen yeni tasarıda ise, “Hrant Dink, 1915'te Ermenilere uygulanan katliamlardan 'soykırım' şeklinde bahsettiği için yargılandı" ifadesi kullanıldı. Tasarı metni, bu haliyle, Türkiye'nin istediği şekilde yumuşatılmış oldu. ABD senatosunun bu kararını kınıyoruz ve gerekli kınama yazılarımız abd elçiliklerine ve senato kurulu üyelerine iletmiş bulunuyoruz...Sizlerde lütfen bu karara tepkinizi gösterin TÜRK CEMİYETİ BİRLİĞİ
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/3/2007 - 'ERMENİ TASARISI İLİŞKİLERİ BALTALAR'
AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, ABD Kongresine sunulan Ermeni tasarısının kabul edilmesi durumunda, Türkiye-ABD ilişkilerinin bizzat Kongre tarafından baltalanacağını ve Ermenistan'ın Batı'ya açılması şansının yok olacağını bildirdi.
Ermeni tasarısına karşı bilgilendirme kampanyası kapsamında Washington'a giden TBMM heyetinde yer alan Bağış, temasların başlamasından önce yaptığı açıklamasında, "TBMM'nin ve Türk halkının verdiği yetkiyle Washington'dayız. ABD Kongresinin tarihi bir yanlışa düşmesini önlemek çabasındayız. Bu kapsamda bilgi verecek ve uyarılarda bulunacağız" dedi.
Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olarak durumdan endişe duyduğunu kaydeden Bağış, şöyle konuştu:
"Tasarının geçmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinin bizzat ABD Kongresince baltalanması anlamına gelecektir. Bazı Kongre üyeleri kendi seçmenlerinin baskısı altındalar. Bu seçmenler kendi dar etnik çıkarları için bu baskıyı sürdürüyor, ancak kararın geçmesi, büyük bir yanlışa imza atılması demektir."
Yerini bilmiyorlardır
Bağış, tasarıya imza koyan bazı Kongre üyelerinin, Türkiye'nin haritadaki yerini, Ermenistan'ın nerede olduğunu ve Türkiye-Ermenistan sınırının nereden geçtiğini bildiklerinden kuşku duyduğunu söyledi.
Egemen Bağış, "Bu tasarı, Orta Asya'nın uzak bir kıyısında sıkışmış olan Ermenistan'ın Batı'ya açılma şansını da yok edecektir. Ermenistan'ın Batı dünyasına açılma kapısı Türkiye'dir. O kapı barış, uygarlık, demokrasi ve ekonomik kalkınma kapısıdır. Ancak Ermenistan, o kapıyı bu tür kampanyalarla ısrarla ve azimli biçimde kapatmaya çalışmaktadır" dedi.
Milletvekili Bağış, "Ermenistan, artık tarihin tartışmalı sayfalarına takılıp mazlum rolünden sıyrılıp olgunlaşmalı ve 21'inci yüzyılı yakalamalıdır. O zaman Ermenistan ile konuşacak çok şeyimiz olacak" diye konuştu.
Görüşmeler başladı
TBMM heyeti, dün akşam Musevi kuruluşlarından AIPAC'in yöneticileriyle yemekte bir araya geldi. Heyetin, bugün ABD Dışişleri Bakanlığında temaslarda bulunması, bazı Musevi kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi ve Türk-Amerikan Konseyinin toplantısına katılması bekleniyor. Heyet, yarın ve perşembe günü de ağırlıklı olarak Kongrede görüşmeler yapacak.
TBMM heyetinde Bağış'ın yanı sıra AKP Kırıkkale milletvekili Vahit Erdem ve Ankara milletvekili Reha Denemeç ile Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekilleri Bihlun Tamaylıgil ve Ersin Arıoğlu yer alıyor.
Ermeni tasarısı konusunda ilk TBMM heyeti, geçen haftalarda Washington'da temaslarda bulunmuştu. Üçüncü bir heyetin de aynı amaçla mart sonlarında ABD başkentini ziyaret etmesi bekleniyor.
Sözde Ermeni soykırımı tasarısı, ocak sonunda Kongrenin alt kanadı Temsilciler Meclisine sunulmuştu. Benzer bir tasarının, yakınlarda Kongrenin üst kanadı Senato'ya da sunulacağı geçen hafta açıklanmıştı.
TÜRK CEMİYETİ BİRLİĞİ OLARAK AMERİKAN SENATOSUNUN BU KARARINI KINIYORUZ VE KINAMA MESAJIMIZI,İSTEK VE DİLEKLERİMİZİ SENATOYA ULAŞTIRMIŞ BULUNMAKTAYIZ....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/3/2007 - Egemen Bağış'tan the New York Times'a mektup
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış İlişkiler Danışmanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, The New York Times'ta çıkan bir yazı nedeniyle gazetenin editörüne bir mektup yazarak, ''Ermeni propagandası, Türk arşivleri konusundaki iddialarla yeni bir tutarsızlık seviyesine ulaşmıştır'' dedi.
Egemen Bağış, The New York Times'ta, sözde Ermeni soykırımı konusunda çıkan bir yazı üzerine gazetenin editörüne bir mektup yazdı.
Mektupta, bazı ülkelerin sözde Ermeni soykırımı iddiaları karşısındaki tutumlarından örnekler de veren Egemen Bağış, genel durumun, politika, propaganda ve tarihin birbiri içine geçtiğini gösterdiğini belirterek, ''Amerika Birleşik Devletleri'nin müttefiki Türkiye'nin haksız ve insafsızca 1915 yılında meydana geldiği iddia edilen olaylardan suçladığını göstermektedir. Tarihi tarihçilere bırakma zamanı gelmiştir'' ifadelerini kullandı.
Bağış, mektupta şu görüşlere yer verdi:
''Ermeni propagandası, Türk arşivleri konusundaki iddialarla yeni bir tutarsızlık seviyesine ulaşmıştır. Yaklaşık iki yıldır, Mart 2005 yılından beri, Türk hükümeti ve TBMM, Türk-Ermeni bütün tarihçilerin bir araya gelip 1915 olayları konusunda ortak araştırma grupları oluşturup, bütün ilgili arşivlerde araştırma yapmasını önermektedir.
Türkiye henüz Ermenistan'dan bu konuda olumlu bir yanıt almamış olmasına rağmen söz konusu bu girişimine olumlu yanıt beklemektedir.
Tarihi olayların seçilmiş siyasetçiler tarafından değil, tarihçiler tarafından ele alınması gerekmektedir. Siyasetçiler geçmişi değil geleceği belirlemeliler.''
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/3/2007 - 'Lozan'daki kararı kınıyorum'
AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, Lozan'da İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e verilen cezayı kınadığını açıkladı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, Mövenpick Otel'de Türk Amerikan Dernekleri yetkilileri ile biraraya geldi. ABD Kongresi'ne sunulan sözde Ermeni soykırımına dair 106 sayılı tasarı ile ilgili görüşmeler üzerine bilgi alışverişinde bulunacaklarını belirten Bağış, heyet olarak gerek Washington gerekse Chicago'ya giderek temaslarda bulunacağını söyledi.
Mövenpick Otel'de katıldığı toplantıda bir açıklama yapan Bağış, "Türkiye Cumhuriyeti olarak 2 yıl önce Ermenistan'a bilim adamları ve tarihçiler tarafından kurulacak bir heyete tüm arşivlerimizi açma talebinde bulunduk. Ancak bugüne kadar çağrımıza herhangi bir yanıt bulamadık. Bu çalışmalarımıza rağmen dünyanın bir çok yerinde sözde soykırım iddialarını içeren kanun tasarıları gündeme getirildi. Bazı ülkeler bu konuyu tartışmayı suç haline getirdi" dedi.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in ceza alması konusuna ilişkin ise Bağış, "Türkiye'deki siyasi bir parti liderinin İsviçre'de yargılandığı davada aldığı ceza, akla mantığa aykırıdır. Bu karar hiç bir şekilde kabul edilebilir bir karar değildir. İstanbul milletvekili olarak tüm İstanbullular adına bu kararı kınıyorum" ifadelerini kullandı.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/3/2007 - Sözde soykırımı ispat edemiyorlar
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözde Ermeni soykırımı iddialarına değinerek, ''Bunlar ta Osmanlı dönemini önümüze getirmeye çalışıyorlar. Olmamış şeyleri varmış gibi göstermeye gayret ediyorlar ve bunun belgelerini bize sunamıyorlar ve sunamayacaklardır da... Yalan üzerine hakikati, doğruyu inşa edemezsiniz'' dedi.
Erdoğan, Azerbaycan'ın Başkenti Bakü'deki Haydar Aliyev Sarayı'nda düzenlenen Dünya Azerbaycan ve Türk Diasporası Teşkilatları 1. Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, Dağlık Karabağ sorununa değinerek, Azerbaycan topraklarının hala işgal altında tutulmasının, bir milyona yakın vatandaşının topraklarından ''uzak, kaçkın ve göçkün'' konumda yaşamasının Türk halkının kanayan bir yarası olduğunu söyledi.
Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Ermenistan'ın kendine göre bir referandum düzenlediğini anımsatarak, şöyle devam etti:
''Ondan sonra da 'biz yaptık oldu' dediler. Dünya kabul etti mi? Etmedi. Çünkü yapılan iş sahte, yanlış, yalan, uydurma... Er geç hak yerini bulacaktır. Biz buna inanıyoruz.
Ermenistan'ın özelliği ve maalesef Ermeni halkının da ciddi bir kısmının diasporasının özelliği budur. Şu anda dünyada Ermeni soykırımı kampanyaları var. Nerelerde yapıyorlar? İlgisiz, alakasız ülkelerde lobiler oluşturuyorlar. Oralardaki parlamentolardan kaçarak, kapkaç hemen bir karar çıkarıyorlar. Sözde Ermeni soykırımı... Bunu kimse yutmaz. Türkiye ve Türkler hiç yutmaz''
''Arşivleri açtık''
Türkiye'nin bir milyonu aşkın belgenin olduğu arşivleri açtığını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Ermenistan'a dedik ki siz de açın. Üçüncü ülkelere çağrı yaptık, siz de açın. Bu iş birinci dereceden siyasilerin işi değil. Tarihçiler, siyaset bilimciler, arkeologlar, hukukçular, sanat tarihçiler çalışsın. Eğer burada bir haksızlık varsa biz gereğini yaparız. Hala cevap yok. Çünkü önlerine Hocalı katliamı sunulacak. Ne diyecekler? Bunlar ta Osmanlı dönemini önümüze getirmeye çalışıyorlar. Olmamış şeyleri varmış gibi göstermeye gayret ediyorlar ve bunun belgelerini bize sunamıyorlar ve sunamayacaklardır da... Yalan üzerine hakikati, doğruyu inşa edemezsiniz.''
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/3/2007 - DOĞU PERİNÇEK TÜRKİYE'ye DÖNDÜ....
Lozan'da "Ermeni soykırımını inkar yasasını" ihlal ettiği gerekçesiyle para cezasına çarptırılan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Türkiye'ye döndü. Perinçek, Atatürk Havalimanı'nda sevinç gösteriyle karşılandı.
Ermeni soykırımı inkar yasasını ihlal ettiği gerekçesiyle İsviçre'nin Lozan şehrinde yargılanan ve 90 gün hapis cezası karşılığında 9 bin İsviçre frangı para cezasına çarptırılan İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türkiye'ye döndü. Türk Hava Yolları (THY) uçağıyla Zürih'ten İstanbul'a gelen Doğu Perinçek, Atatürk Havalimanı'nda Türk ve İşçi Partisi bayrakları taşıyan yüzlerce partili tarafından karşılandı. Sloganlar atan partililer, Perinçek'e sevinç gösterilerinde bulundu.
Havalimanında basın mensuplarına açıklamada bulunan Perinçek, "Türkiye'nin savunması mahkum edilmek istenmektedir. Hem geçmişteki İstiklal Savaşımızdaki vatan savunmamız, hem bugün yaptığımız ve yarın yapacağımız vatan savunmamız Batı merkezlerinde mahkum edilmek isteniyor" dedi.
Perinçek, Türkiye'nin büyük bir tertiple karşı karşıya olduğunu ve bu tertibe ulusça göğüs germek gerektiğini belirterek "Buradan bütün siyasi partilerin başkanlarına sesleniyorum. Hepsi İsviçre'ye gitsin, basın toplantıları yapsın. Ermeni soykırımı yalanları karşısında tavırlarını ortaya koysunlar" diye konuştu.
İsviçre'nin bu olayı tartışmaya başladığını ifade eden Perinçek, "İsviçre basınına baktığımız zaman 4-5 gündür birinci haber olan budur ve İsviçre devlet televizyonu dün akşam bu konuyu bizim ağzımızdan vermiştir. Ben arkama bakmıyorum. Önüme bakıyorum. Siyasi partileri onları cesur bir şekilde bu mücadelenin içinde olmaya davet ediyorum önümde olmaya davet ediyorum benim önüme geçsinler ben onların arkasından yürüyeyim.Gelin bu işleri beraber yapalım. Tüm siyasi parti liderlerine sesleniyorum. Gitsinler oralarda basın toplantısı yapsınlar. Bildikleri gerçeği söylesinler. Bu gerçekleri söylemek zorundayız. Avrupa kendisini yazık etmektedir. İsviçre'de hürriyetler boğuluyor. İsviçre kendi hürriyetlerini yok etmektedir" ifadelerini kullandı.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/2/2007 - TÜRKİYE KYOTOYU İMZALA
KAMPANYA HAKKINDA BİLGİ
TÜRKİYE KYOTOYU İMZALA
“Türkiye Kyoto’yu İmzala” imza kampanyası Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girişinin ikinci yılında, 16 Şubat 2007’de bir basın toplantısı ile başladı.
İmza kampanyası 2 ay sürecek ve 16 Nisan 2007 tarihinde sona erecek. Toplanan imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na teslim edilecek.
Bu kampanyada Türkiye’de yaşayan ve küresel ısınmadan kaygı duyan, küresel ısınmanın durdurulmasını isteyen herkesin imzasını bekliyoruz.
Hedefimiz en az 100 bin imza.
İmza kampanyası çeşitli alanlardan, aralarında sanatçıların, yazarların, akademisyenlerin, gazetecilerin, aktivistlerin de olduğu 100 kişiden oluşan ilk imzacıların duyurulmasıyla başladı.
İmza kampanyasına çeşitli standlarda ve internet üzerinden devam edilecektir.
İnternet üzerinden imza atmak çok kolay: www.kyotoyuimzala.org adresine girip isminizi bırakmanız yeterli.
Türkiye Kyoto’yu İmzala imza kampayasına katılın, küresel ısınmanın durdurulması için bir adım atmış olun.
Küresel Isınmayı Durdurun!
Türkiye Kyoto’yu İmzala!
Ne Kömür, Ne Petrol, Ne Nükleer, Güneş, Rüzgar Bize Yeter!
www.kyotoyuimzala.org
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/2/2007 - SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI BİTMİŞTİR...
ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI BİTMİŞTİR...
Birleşmiş Milletler'in en yüksek yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı'nın Bosna Savaşı'nda soykırım iddiasına ilişkin verdiği karar, Bosna'lı kardeşlerimizi yaraladığı gibi bizi de yaraladı. Sırpların 1992-1995 yılları arasında dünyanın gözü önünde 100 binden fazla kişiyi katledişi insanlık tarihine bir kara leke olarak geçti. Bosna, bu olayı Adalet Divanı'a taşıdı ve soykırım yaptığı için Sırbistan'dan tazminat talebinde bulundu. Mahkeme dün verdiği kararda, 1995'te Serebrenitza'da yaşananlar dışındaki olayların "Soykırım" olarak nitelenemeyeceğine karar verdi. Serebrenitza'daki olaylar için ise, "Soykırım" yapıldığı kanısına vardı ama "Bundan Sırbistan devletinin sorumlu olmadığını, Sırbistan'ın hukukun soykırım yapmadığını" belirtti. Yaşananlardan Sırbistan'ın sorumlu tutulmaması elbette hepimizi üzdü ancak kararın Türkiye'ye yöneltilen "Ermeni Soykırımı iddiası" açısından çok önemli bir yönü var. Uluslararası Adalet Divanı'nın Sırbistan'ı sorumlu tutmamasını dayandığı gerekçe şu: Serebrenitza'da görev yapan Sırp görevlilerin bunu yapması, Sırp devletinin bunu yaptığı anlamına gelmez. Çünkü Sırp devletinin soykırım yapılması yönünde bir kararı veya emri yok.
Mahkeme ilk kez soykırım konusunda içtihat niteliğinde bir karar verdi. Bundan sonra bu konudaki davalarda bu içtihat doğrultusunda hareket edilecek. Mahkeme'nin kararını, bu gece değerli diplomatlar ve hukukçularla konuştum. Çıkan sonuç şu: Bu karara göre Ermenilerin Soykırım iddası tamamen boşa çıktı. Osmanlı Devleti'nin Soykırım yönünde bir kararı veya emri olmadığına göre Türkiye'yi böyle bir suçlamayla mahkum etmek artık imkansızlaştı. Hariciye uzmanları diyor ki; bu karar yüzde yüz Türkiye lehine bir karar. Ermeni iddiaları artık Uluslararası hukuka göre dayanaksız kalmıştır. Hatta "Bu Türkiye'nin hayal edemeyeceği kadar önemli bir karar" diyen de var. Adalet Divanı'nın kararı şu anda Dışişleri Bakanlığı'nda inceleniyor. Ama ilk etapta uzmanları vardığı sonuç böyle. Özellikle Amerikan Kongresi'nde Ermeni Soykırımını tanıma yönündeki yasanın gündemde olduğu bir zamanda, mahkemenin verdiği bu karar büyük önem taşıyor. Konu artık parlamentoların vereceği siyasi bir karar olmaktan çıkıyor ve hukuken temelsiz hale geliyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün bir süre önce yaptığı "Soykırım iddiasına Uluslararası Adalet Divanına götürelim" çıkışı, bu karardan sonra daha da önem kazandı. Artık Türkiye'nin, Ermeni iddialarına karşı konuyu yargıya götürme yönünde daha da bastırması en doğru seçenek olarak görünüyor. Bosna'lı kardeşlerimizin acısını artırması açısından bizi son derece üzen Adalet Divanı kararı, beklenmedik biçimde Ermeni Soykırımı iddiaları konusunda da elimizi müthiş güçlendirdi. Artık uluslararası yargı, Türkiye'den yana...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
TÜRK CEMİYETİ HAKKINDA BİLGİ
ERMENİLERİN ATTIKLARI YALAN TEZLERE KARŞI ÇIKMA DOĞRU VERİLERİ KAMUOYUNA SUNMA.SİZDE BİZE DESTEK OLUN...
ERMENİ SOYKIRIM YALANI---ERMENİ SORUNU ---- Armenians Constituted Genocide---Armenian issue www.ermenisoykirimyalani.net.tr.tc
satalfania@mynet.com adresinde bize ulaşabilirsiniz.
Belge teminatı,döküman bilgisi istemi yapabilirsiniz,bilgi ve görüşlerinizi bildirebilirsiniz,elinizde ki belgeleri bize ulaştırarak hem sitemizde yayınlarız hem de gerekli mercilere intikal ettiririz.
Ermeni soyk
DESTEK VERENLER
• turkiyem • geda • mevhaz • vatanim • sessizofke01 • cumhuriyet • yesilbor • dostlukrehberi • denizkurdu34 • harikaikili • vedatsivri • neslinursema3 • izmir2023 • orhun2023 • sehitlerolmez • mehparen • gazikemal • anadoluhaber • İnsiyaki Milli • strate • karsiyorum • hüseyin alp şen • oznurkarayumak19 • Türk Bayrağı • ermeniler • cumhuriyethalkpartisi • velisolmaz
|